Verona Gezilecek Yerler Nelerdir

Gezi Önerileri Ağu 30, 2022 Yorum Yok

Verona Gezilecek Yerler

Kuzeydoğu İtalya’da Milano ve Venedik ortasında yer alan Verona sanat, opera, mimari ve edebiyat alanında sahip olduğu şöhretiyle turistler için İtalya’nın en popüler şehirlerinden biri olmaktadır. Birçok turistik mekana ev sahipliği yapan bir tarihi merkez olan Verona Centro Storico on adet köprüyle sol yakadaki mahallelere bağlanmaktadır. Verona M.Ö. 89’da bir Roma kolonisi haline gelerek önemli bir kasaba olmuştur. Bu döneme ait Roma amfi tiyatrosu da dahil olmak üzere çeşitli kalıntılar bulunmakta ve 11. ve 12. Yüzyıllardan kalma Romanesk kiliselere de ev sahipliği yapmaktadır. Verona Scala ailesinin gücü altında Rönesans döneminde ve daha öncelerinde önemli bir sanat merkeziydi. 15. Ve 16. Yüzyıllarda önde gelen mimarları olan Fra Giocondo ve Michele Sanmicheli birçok görkemli binanın burçlu kasaba duvarlarının inşasından sorumlu olan isimlerdi.

Castelvecchio and Ponte Scaligero

Adige kıyısındaki Castelvecchio 1354 ve 1355 yıllarında Scaligeri tarafından etkileyici bir savunma kalesi olarak inşa edilen hisar Scala ailesinin gücünün hatırlatıcı olmuştur. 14. Yüzyıldan kalma kuleleri olan Ponte Scaligero köprüsü nehrin geçilebilmesini sağlamakta ve trafiğe kapalı oluşundan dolayı yerel aileler için gözde bir yürüyüş yolu olmaktadır. Kalenin ana kulesi ve surları köprünün, şehrin ve şehri çevreleyen tepelerin manzarasını sunmaktadır. Kalenin iç yapısı kalenin bütünlüğü ve tarihi feda edilmeden muhteşem bir şekilde restore edilmiş ve mimar Carlo Scarpa tarafından bir sergi alanına dönüştürülmüştür. Sergide Veronese heykelinin, Bellini, Montagna, Rubens, Guardi, Pisano gibi ustaların ve 15. Ve 16. Yüzyıl Veronese okulunun sanatçılarına ait eserlerin yer aldığı Civico Museo d’Arte koleksiyonları yer almaktadır. Corso Cavour’dan birkaç adım ötede 1. Yüzyıldan kalma kemerli taş geçit olan Arco dei Gavi yer almaktadır.

Roma Amfititayrosu

Türünün en büyüğü ve günümüze kadar en iyi korunmuş Roma amfitaytrolarından biri olan Verona arena MS 290 yılında Diocletian döneminde inşa edilmiştir. Kuzey tarafınde yer alan dış duvarın sadece dört kemeri hayatta kalabilmiş ancak tonoz yapımı oturma alanı sağlam ve kullanıma elverişli durumdadır. 44 sıralık oturma grubu 22.000 seyirciyi ağırlayabilecek kapasiteye sahiptir ve Temmuz-Ağustos aylarında Avrupa’nın en büyük ve prestijli yaz müzik festivallerinden biri olan Verona Opera Festivali’ne ev sahipliği yapmaktadır. Arena Sammichele tarafından yaratılan Palazzo Malfatti’nin karşısında, Piazza Bra’nın bir kısmını oluşturmaktadır.

Casa di Giulietta

Verona Shakespeare’nin ünlü trajedisi Rome ve Juliet’e ortam hazırlaması dolayısıyla uluslararası alanda belki de en çok tanınan şehir olmaktadır. Turistlerin sorduğu talihsiz aşıkların nerede yaşadığı sorusuna cevap olarak Verona etkileyici bir avluya sahip küçük bir ortaçağ palazzosu olan Piazza dele Erbe’yi işaret etmektedir. 1930’larda avluya bakan bir balkon inşa edilerek eksik parça da tamamlanmış bulunmaktadır. Yıllar sonra bronz bir heykel eklenmesinin yanında turist ziyaretleri için evin içine sergiler düzenlenmiş ve turistlerin balkonda fotoğraf çekebilmelerine imkan tanınmıştır. Hikayenin tamamen kurmaca olmasına veya Verona’daki herhangi bir olaya ya da kişiye ilişkin olmamasına karşın şehir adeta bir hac yoluna dönüşmüş ve hayali Juliet’e bırakılan mektupların cevaplandırılması için sekreterler işe alınmıştır.

Zeno Maggiore Bazilikası

11. ve 12. Yüzyıla ait büyük San Maggiore Bazilikası kuzey İtalya’nın en güzel Romanesk binası olarak kabul edilmektedir. İç mekanda 14. Yüzyıla ait alışılagelmedik bir kereste çatının yanı sıra Romanesk sütun başları da yer almaktadır. Koridorlarda 13. Ve 15. Yüzyıllara ait duvar resimleri, koro da ise 14. yüzyıla ait olduğu düşünülen dördüncü yüzyıl Verona piskoposu olan St. Zeno’nun mermer bir figürü bulunmaktadır. St. Zeno’nun kutsal emanetlerinin saklandığı sandık yer altı türbesinde yer almakta ancak ilginç olan nokta ise sandığın, üzerinde yer alan mihrap yeriyle aynı ölçülere sahip olmasıdır. Yüksek sunağın üzerinde de Mantagna’nın eseri olan Azizlerle Meryem Ana bulunmaktadır.

Piazza delle Erbe

Verona Centro Storico’nun merkezinde İtalya’nın en güzel pitoresk meydanlarından biri olan dikdörtgen planlı Piazza delle Erbe bulunmaktadır. Roma forumu bölgesi üzerinde duran meydanda günümüzde meyve ve sebze pazarları kurulmaktadır. Meydanın merkezinde ise dört sütun üzerinde yer alan önceleri seçimler için kullanılan Berlina bulunmaktadır. Kuzeyde 1368 yılından kalan bir çeşme ve üzerinde de mermerden bir Meryemana heykeli yer almaktadır. Meydanın kuzey ucundaki mermer sütun, kentin eski Venedik idarecilerinin amblemi olan St. Mark’un aslanını taşımakta ve kuzeydoğu köşesinde ise orijinal olarak Scaligeri tarafından inşa edilen Casa Mazzanti bulunmaktadır. Bina buradaki birçok ev gibi Rönesans freskleriyle süslenmiştir. Meydanın kuzey tarafında 1668’den Barok Palazzo Maffei, solunda ise 1370 yılına ait Torre del Gardello yer almaktadır. Via Pellicciai’nin köşesindeki Casa dei Mercanti 1878 yılında 1301 yılında inşa edildiği orijinal biçimine sadık kalınarak yeniden onarılmıştır. Karşısında da ortaçağdan kalma bir çan olan El Rengo ile 84 metre yüksekliğindeki Torre dei Lamberti yükselmektedir. Avludaki bir asansör eski kentin en iyi kuşbakışı manzaralarından birine tanık olabilmeniz için sizi en üste götürmektedir.

Piazza dei Signori ve Loggia den Consiglio

Piazza delle Erbe’den kemerli bir yolla erişilebilen Piazza dei Signorinin etrafı saraylarla çevrilidir ve ortasına da 1865 yılında Dante’ye itfah edilen bir anıt dikilmiştir. Piazza’nın güneyindeki Palazzo della Ragione (Belediye Sarayı)’nın inşasına 1193 yılında başlanmıştır ancak saray daha sonraki yüzyıllarda değişikliklere uğramıştır. 1524 yılına dayanan binanın ana cephesi Rönesans tarzında inşa edilmiştir. Avluda 1446-50 yılları arasında tasarlanan Gotik bir büyük merdiven ve Torre dei Lamberti’nin girişi yer almaktadır. Meydanda ayrıca mazgallı siperlerde donatılmış bir kule ve 1530-31 yıllarında Scaliger Sarayı’ndan dönüştürülen Palazzo dei Tribunali ve Michele Sanmicheli’nin bir Rönesans kapısı bulunmaktadır. Meydanın doğu tarafında ise başka bir Scaligeri sarayı olan ve Sanmicheli’nin bir kapısının da bulunduğu Palazzo del Governo yer almaktadır. Piazza dei Signori’nin kuzey tarafında, İtalya’nın en güzel Erken Rönesans binalarından biri olan Loggia del Consiglio bulunmakta ve bina ünlü Verona vatandaşlarının heykelleri ile taçlandırılmaktadır. Burada yapılan son kazılarda bir Roma sokağı, mozaikler ve mevcut cadde seviyesinin altında yer alan diğer eski kalıntılar tekrar gün yüzüne çıkarılmıştır.

Scaligeri Mezarları

Santa Maria Antica’nın küçük kilisesinin inşası 12. yüzyılda tamamlanmış ve 13. ve 14. yüzyılda Verona’yı yöneten della Scala prenslerinin aile kilisesi haline gelmiştir. Ancak heybetli Gotik mezarları kiliseyi gölgede bırakmıştır. Sembollerine bakıldığında merdivenin (scala )aile hanedan armasına ait bir amblem olduğu anlaşılmakta ve detaylı bir biçimde işlenmiş demir korkuluklarda sıklıkla tekrarlandığı da görülmektedir. Kilise kapısının üzerinde 1329 yılında ölen Cangrande della Scala’nın atlı heykelinin bir kopyası ve lahit yer almaktadır. Sola doğru ilerlendiğinde 1359’da ölen Giovanni’nin duvar anıtını ve 1277 yılından kalan Mastino’nun lahdini görmek mümkündür. Korkulukların içinde bir gölgelik altında sırasıyla 1351 ve 1375 yılında ölen Mastino II ve Cansignorio’nun lahitleri ve binicilik heykelleri bulunmaktadır.

Duomo di Santa Maria Matricolare- Katedral

Katedral 15. Yüzyıldan kalma Gotik nefli 12. Yüzyıla ait Romanesk bir bazilikadır. Ayrıca 1927 yılına kadar inşası tamamlanamayan Sanmicheli tarafından tasarlanmış bir çan kulesine de sahiptir. Katedralin ana girişinde 1139 ile 1153 yılları arasında yapılan Charlemagne’nin iki şövalyesi Roland ve Oliver’in figürleri ziyaretçileri karşılamaktadır. İç kısımda soldaki ilk sunakta kilisenin başlıca dikkat çeken eseri olan Titian’ın 1525 yılında yarattığı Varsayım bulunmakta ve güney koridorunun sonunda ise 1353 yılından kalan St. Agatha’nın Gotik mezarı yer almaktadır. Kırmızı mermer sütunlar ve mermer koro bölmesi özellikle göze çarpan noktalardır. Katedralin solunda 1123 yılında inşa edilen alt kısmında erken Hıristiyan dönemi mozaik zemine sahip bir Romanesk manastırı yer almaktadır.

Sant’Anastasia

13. yüzyılın sonlarından kalma bir Gotik kilise olan Sant’Anastasia Verona’nın kalbinde küçük bir meydanda yer almaktadır. Ana taç kapısının üzerinde St. Peter’in hayatından sahnelerin tasvir edildiği taş oymaları ve onun da üstünde 15. Yüzyıla ait bir fresk bulunmaktadır. İçeride mermerden oyulmuş bir çift grotesk vaftiz kurnası yer almaktadır ve sol kurna sanatçı Paolo Verenose’nin babası Gabriele Caliari tarafından tasarlanmıştır. Ayrıca Pisanello’nun Aziz George ve Prenses freski görülmesi gereken eserler arasında sayılmaktadır.

Giardino Giusti

16. yüzyıldan kalma Palazzo Giusti’nin arkasında muntazam çiçekliklerin, heykellerin ve bir çit labirentin bulunduğu patikalara sahip olan Giardino Giusti bahçesi yer almaktadır. Arka taraftan uzanan bir diğer yol da ziyaretçileri sarp bir toprak sete yönlendirmektedir. Bu set bir mağarayla birlikte daha düzensiz bir bahçeye ve selvi ağaçlarıyla çevrili şehrin muhteşem manzarasına ev sahipliği yapmaktadır. Her ne kadar en geniş bahçe olma özelliğini taşıma da İtalya’daki en iyi Rönesans bahçeleri arasında kabul edilmektedir. Özellikle yaz sıcaklarında şehirden uzaklaşmak için mükemmel bir huzur noktası olmaktadır.

Teatro Romano ve Ponte Pietra

Ponte Pietra’daki Roma köprüsünün karşısında San Pietro Kalesi’nin aşağısında yer alan yamaç üzerinde bulunan Roma Tiyatrosu ilk yüzyılda Augustus döneminde inşa edilmiş ancak 1904 ila 1939 yılları arasında yapılan kazılar sonucu gün yüzüne çıkmıştır. Binanın tüf duvarlarının ve taşlarının kalıntıları sahne çukurunda gözlemlenebilmektedir. Öyle ki perdelerin açılıp kapanması için yapılan halat delikleri de bu kalıntılar arasında göze çarpmaktadır. Geometrik kakmalı mermerden yapılmış orkestra zeminin de dahil olduğu galeriler ve terasların da yer aldığı yamaç içine inşa edilen oditoryuma ait diğer kalıntılar ziyaretçiler için ilgi odağı olmaktadır. Ayrıca tiyatro yazın düzenlenen Verona Jazz Festivali’ne de ev sahipliği yapmaya devam etmektedir. Diğer tüm Verona köprüleri gibi, bir Roma köprüsü olan Ponte Pietra da II. Dünya Savaşı sırasında havaya uçurulmuş ancak daha sonrasında taşlar nehirden toplanarak özenle tekrar sıralanmış ve günümüzde buradan geçen köprüye tekrar monte edilmiştir.

San Fermo Maggiore

İlk San Fermo Maggiore sekizinci yüzyılda aynı dönemde arenada şehit düştüklerine inanılan Aziz Fermo ve Rustico’nun anısına inşa edilmiştir. 11. Yüzyılda şu anki mevcut yapı biçimine kavuşturulmuş, yalnızca mahzen orijinal şeklinde günümüze kadar ulaşmıştır. Kilise alt bölmelerinde 11. Yüzyıla ait Romanesk tarzı sürdürmekte, yukarı kısmında ise 13. Ve 14. Yüzyıllardan kalma Gotik yapılanmayı muhafaza etmektedir. Ön cephe mermer kullanılarak dekore edilmiştir. Kilise 14. Yüzyıldan kalma bir ahşap çarmıha ve Alessandro Turchi’nin Çobanların Tapınması eserine ev sahipliği yapmaktadır. Brenzoni anıtının üzerinde bulunan Pisanello freskleri ve abartılı kürsünün etrafındaki daha bir çok fresk kilisede dikkat çeken eserler arasında yer almaktadırlar.

Yorum Yok

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir